sesli sohbet

31 yıllık Bağımsızlık: Mücadele ve Zafer

Milletimiz 20. yüzyılda ikinci kez bağımsızlığını duyuru etmiştir. Bu, siyasal tarihimizin parlak zaferlerinden biridir. Bağımsızlığı sürdürmek, başarmak kadar görevli ve onurludur. 1993 senesinde Ulusal Önder Haydar Aliyev’in ikinci kez iktidara gelmesiyle Azerbaycan devleti yeni gelişme dönemine adım atmıştır. Vatanımızın ve devletimizin geleceğini devamlı düşünen Azerbaycan Cumhuriyeti, paha biçilmez hizmetleri ve politikaları sonucunda istikrarlı ve müreffeh bir ülke haline gelmiş ve dünya kamuoyunda kıymetli bir yer edinmiştir.

   Sayın İlham Aliyev, Yüce Önder’in belirlediği stratejiyi başarıyla sürdürerek ve güçlendirerek, Cumhuriyetimizi bugün dünyada hak etmiş olduğu yeri almayı ve bölgenin önder devleti haline getirmeyi başarmıştır. Azerbaycan’ın ekonomik ve askeri potansiyeli güçlendi ve nüfusun yaşam standardı mühim seviyede arttı. Ülkemiz, ekonomik gelişme hızı sebebiyle son yıllarda dünyanın önde gelen ülkeleri içinde yer verilmiştir. Azerbaycan esasen siyasal, ekonomik, kültürel, sıhhat, spor ve öteki çeşitli nitelikteki etkinliklerin düzenlenmiş olduğu bir yer haline geldi. Ülkemizin kültürler arası ve medeniyetler arası diyaloğun merkezlerinden biri bulunduğunu tüm dünya kabul etmektedir. Tüm bunlar ülkemizin artan prestijini göstermektedir. Elde edilmiş bağımsızlığı, sivil birliği, dayanışmayı, istikrarı sürdürmek, Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olarak dünya ülkeleri arasındaki rolünü ve itibarını güçlendirmek her Azerbaycanlı için bir gurur duygusu yaratmaktadır.

Azerbaycan halkı ilk kez 1918 senesinde bağımsızlığını kazanmıştır. Aynı senenin 28 Mayıs’ında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Ulusal Konseyi “Bağımsızlık Bildirgesi”ni imzalamış, Azerbaycan’ın bağımsızlığını dünyaya duyuru etmiş ve böylece halkımızın asırlık devlet geleneğini yaşatmıştır. Kısa sürede Azerbaycan’ın ilk parlamentosu ve hükümeti kuruldu. devlet nitelikleri oluşturulmuş, sınırlar belirlenmiş, devlet inşası alanında mühim önlemler alınmış, Cumhuriyetin internasyonal ilişkiler sisteminin bir öznesi olarak tanınması, diplomatik düzeyde ulusal çıkarların korunması yönünde mühim adımlar atılmıştır. Tüm bunlar 23 ay sürdü. Fakat tarih milletimize tekrardan bağımsızlığını kazanma şansı verdi ve 1991 yılının Ekim ayında Azerbaycan bağımsızlığını tekrardan kazanmıştır. 20. yüzyılın başlarında olduğu benzer biçimde Türkiye Cumhuriyeti de devletimizin bağımsızlığını dünyada ilk kez 9 Kasım 1991’de tanıdı. Ve bugün bile, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kardeş Türkiye’nin içsel ve siyasal desteğini görüyoruz. “Bir millet, iki devlet”in lukları de üzüntüleri de aynı, bölgede ve dünyada eşi olmayan bir ittifak gösteriyorlar.

Hemen sonra Cumhuriyetimizin devlet bağımsızlığı tüm dünya ülkeleri tarafınca tanındı, Azerbaycan Birleşmiş Milletler’e katıldı ve dünyanın tüm büyük internasyonal örgütlerinin üyesi ve katılımcısı oldu. Geçen 31 yılda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet bağımsızlığı daha da gelişmiş ve güçlenmiştir. Sadece bu dönem ülkemiz hayatında oldukça yoğun ve karmaşık süreçlerin yaşandığı bir dönem olmuştur.
    Azerbaycan, bağımsızlığını duyuru ettiğinde, Ermenistan’ın başlatmış olduğu askeri hücum sonucunda topraklarının silahlı savunmasına girişmiş, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ihlal edilmiş ve topraklarının bir kısmı işgal edilmiştir. Bununla beraber Azerbaycan’da oldukça gerilmiş sosyo-politik süreçler yaşandı, ayrı silahlı çeteler, ayrı siyasal gruplar, güç için savaşan hizipler, cumhuriyetin iç sosyo-politik durumunu rahatsız etti ve ağırlaştırdı ve şüphesiz Ermenistan’ın ilişkisi de bu. Azerbaycan ile saldırganlığın kuvvetlenmesine yol açmıştır. Bu yüzden Azerbaycan, Ermenistan’ın askeri saldırısını engellemekte güçlüklerle karşılaştı ve topraklarımızın bir kısmı Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafınca işgal edildi. Bağımsızlığımızın ve devletimizin güçlenmesini engellemiş olan güçler hem içeride hem de dışarıda mevcuttu. 1993’te bağımsızlığı yitirme tehdidi tekrardan ortaya çıktı. O dönemde halkın ısrarı ile büyük şahsiyet ve siyasal şahsiyet Haydar Aliyev’in iktidara dönüşü, Azerbaycan’ın bir devlet olarak dünya siyasal haritasından silinmesini engelledi. Bugün ülkemizin bağımsızlığı sıkı bir halde korunmakta ve Azerbaycan hiçbir ülkenin tesiri altına girmeden politika yapmakta, kalkınması yönünde başarıya ulaşmış adımlar atmaktadır.

Bugün Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının tekrardan kazanılmasının 31. yıl dönümü. 1991’den beri ilk kez Azerbaycan halkı bu bayramı tamamen değişik bir halde, toprak bütünlüğünü geri kazanmış muzaffer bir millet olarak kutluyor. Bugün bununla beraber Hudafarin köprüsünün Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafınca Ermeni işgalinden kurtarılmasının da ikinci yıldönümü. İpek Yolu üstünde bulunan bu köprü, Cenup Azerbaycan ile Şimal Azerbaycan’ın ortaçağ şehirlerini birbirine bağlayan kervan yolu üstünde inşa edilmiştir. Bununla beraber mühim bir askeri-stratejik önemi vardı. Bu yıllarda Azerbaycan halkı büyük kayıplar verdi, insanoğlu topraklarımızı, egemenliğimizi ve ülkemizin toprak bütünlüğünü korumak için kahramanca savaştılar ve öldüler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü için hayatlarını feda eden insanların hatırası devamlı halkımızın kalbinde yaşayacaktır.

Azerbaycan devlet olarak kendisi için belirlediği hedeflere doğru adım adım aşama kaydediyor. Azerbaycan bağımsız bir siyaset yürütmektedir. Bir gerçek var ki, bugünkü Azerbaycan, 1918’de yeni kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nden ve 1991’de bağımsızlığını tekrardan kazanan Azerbaycan Cumhuriyeti’nden oldukça daha güçlüdür. Azerbaycan, son iki yüz yılda ilk kez, Ermenistan’ın işgal politikasına ve onun destek güçlerine karşı çıktı. Ve topraklarını işgalden kurtardı. Dünyadaki mevcut jeopolitik süreçlerin arka planına karşı, bazı çevreler Cenup Kafkasya’daki tesir alanlarını korumak için savaşım ediyor. Sadece Azerbaycan’ın tesirinin bir tek Cenup Kafkasya’da değil, dünyada da arttığını unutuyorlar. Bugün Azerbaycan, ekonomik imkanları, ulaştırma-iletişim ve lojistik projeleri ve küresel girişimleri ile internasyonal arenada eşi olmayan bir yere haizdir. İkili ve bununla beraber oldukça taraflı ortaklaşa iş ilişkileri devamlı gelişmektedir. Sadece her zamanki benzer biçimde ülkemize ve devletimize karşı haksız bir tutuma şahit oluyoruz. Azerbaycan’ın haklı konumunu internasyonal topluma iletmek için bugün en çeşitli platformlarda bir savaşım var. Sadece daha oldukça seferber olmamız ve önlemlerimizi genişletmemiz gerekiyor. Sosyo-politik programlarda, bilimsel konferanslarda, prestijli forumlarda ve değişik ülkelerin TV kanallarında basında konuşmak zorundayız. Azerbaycan’a yönelik tehdit ve provokasyonların önüne geçmek için daha etken olmalıyız.

 Bu şekilde bir durumda Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un yapmış olduğu açıklamalar ne cumhurbaşkanına ne de siyasetçiye yakışmaz. Bu devlet devamlı Ermenistan’ın yanında olmuş ve onun saldırganlık politikasını desteklemiştir. Tek başına “Ermeni Soykırımı” ile ilgili bazı yasa tasarıları (“soykırımı” kabul etmeyenlerin cezai mesuliyet altına alınmasına ilişkin yasa da dahil olmak suretiyle) Fransız Parlamentosu’nda büyük bir çoğunlukla tartışılarak kabul edildi. Fransa bugün bile Ermenistan’a yardım etmeye ve müzakerelerde Ermenistan’ın çıkarlarını savunmaya çalışıyor.

Sadece Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ona bu fırsatı vermiyor, Azerbaycan devletine ve halkına karşı tüm planları yıkıyor. Fransa tek taraflı ve haksız tutumundan vazgeçmemekte, hatta ülkemize kara çalma atmaktadır. Kendi içinde ortaya çıkan toplumsal sorunları çözmek yerine, dikkatini başka bölgelere odaklar. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bağımsız Devletler Topluluğu Devlet Başkanları Konseyi toplantısında yapmış olduğu konuşmada, “Fransa’nın Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinde Türkiye’nin tutumu çerçevesinde herhangi bir rol oynama ihtimalini görmüyoruz” dedi. Fransız hükümeti.”
 Devlet başkanı onlarca defa Karabağ’daki Ermeni nüfusunun haklarının ve güvenliğinin Azerbaycan Anayasası uyarınca sağlanacağını kaydetti. İç sorunlarımızı hiçbir partiyle tartışmayacağız. Bence orada yaşayan nüfus listelenmeli ve izlenmeli: Ne zamandan beri burada yaşıyorlar, nereden geldiler, Azerbaycanlılara yönelik terör vakalarına katıldılar mı? Bu ve öteki hususlar tespit edildikten sonrasında hakları güvence altına alınmalıdır.

Son günlerde Hankendi ve çevresinde Azerbaycanlılara ilişik gömüt taşlarının ve mezarlarının yıkılması hepimizi endişelendiriyor. Bu vandalizm eylemi, savaştan sonrasında sulh zamanında işlenir. Ve yayılıyor ve dünya bu vahşete kayıtsız kalıyor, ilgili internasyonal kuruluşlar her zamanki benzer biçimde sessiz. Bu suçluların adalete teslim edilmesini talep etmeliyiz. Ermenilerin gerçek karakterini tüm dünyaya göstermeliyiz! Genel olarak Ermenistan’dan sürülen, ortalama 30 senedir Ermeni işgali sonucu Karabağ ve Doğu Zengezur’dan zorla göç ettirilen her Azerbaycanlıya maddi ve içsel tazminat (tazminat) ödenmelidir! talep etmeliyiz! Bu onların hakkı!

Şu anda tehditler devam ediyor. Bu zorlukları aşacağımıza inanıyorum. Fuzuli ilçesi Karahanbeyli Köyü’nde 27 Eylül – Anma Günü’ne adanan plaket önünde, herkesi vefalı olmaya çağırdı: bağımsızlığımızı koruyacağımıza dair bir söz, söz ve yemin. sonsuza kadar nöbet tutacağız, toprak bütünlüğümüzün sonsuza kadar bekçisi olacağız. Düşmanın tekrar başını kaldırmasına izin vermeyeceğiz, bizim için tekrar tehdit oluşturmasına izin vermeyeceğiz.”

Bugün her Azerbaycanlı, Cumhurbaşkanı Başkomutan İlham Aliyev’in çevresinde daha da sıkı bir halde birleşecek, Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü için mücadeleye devam edecektir! Halkımızı Azerbaycan’ın devlet bağımsızlığının güçlendirilmesi ve geliştirilmesinde etken rol almaya çağrı ediyorum!

 

Prof. Dr. Hijran Hüseynova

Yoruma kapalı.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku