sesli sohbet

İsveç seçimleri: Eski neo-Naziler nasıl iktidarı belirleyecek kadar güçlendi?

16 Eylül 2022

Leo Sands, BBC News

İsveç Demokratları Partisi'nin lideri Jimmie Akesson konuşma yapıyor

Kaynak, Getty Images

İsveç’te Pazar günü yapılan parlamento seçimlerinde her beş kişiden biri radikal sağda göçmen karşıtı İsveç Demokratları Partisi’ne (SD) oy verdi.

Artık ülkenin ikinci en büyük siyasi partisi haline gelen SD’nin 73 milletvekili çıkarması ve bir sağ koalisyonu dışardan ya da belki de bakanlık alarak içerden destekleyerek siyasette kilit bir rol alması bekleniyor.

Şimdiye kadar hiçbir radikal sağ milliyetçi parti İsveç’te iktidarın yakınına gelememişti.

Seçim kampanyasında göç karşıtlığı ve suçla mücadele konularını merkeze koymak SD’nin oylarını şimdiye kadar hiç olmadığı kadar artırdı ve partiyi İsveç siyasi sahnesinin kalbine taşıdı.

Nazi hayranları tarafından kurulan ve onlarca yıl ana akım siyasetin yanına bile yanaşmadığı bu hareket, şimdi siyasetinin temel özellikleri istikrar ve değişmezlik olan İsveç’de hükümeti belirleyebilecek bir güce sahip.

Açıklanan son rakamlara göre SD Pazar günü yapılan seçimlerde oyların yüzde 20,6’sını aldı ve parlamentoda çoğunluğu oluşturan sağ partiler bloku içindeki en büyük parti oldu.

BBC’nin görüştüğü Göteburg Üniversitesi’nden siyaset bilimci Johan Martinsson “Bu partinin parlamentoya sadece 2010 yılında girdiği düşünülürse durumun ne kadar dramatik olduğu anlaşılır” diyor ve sürdürüyor.

“İsveç’in aşırı istikrarlı ve her şeyin önceden tahmin edilebileceği bir siyasi partiler sistemi vardı. (2010’dan) Üç seçim sonra SD üçüncü parti oldu.”

Martinsson SD’yi “öncelikle göçmen karşıtı, çok kültürlü toplum karşıtı milliyetçi bir parti” diye niteliyor ama “aşırı sağ” tanımlamasından kaçınıyor.

İsveç Demokratları Partisi yandaşları seçim sonuçlarını kutluyor

Kaynak, Getty Images

İsveç Demokratları Partisi 1988’de kuruldu ve yirmi yılı aşkın bir süre parlamentoya giremedi. Fakat 2010 yılından bu yana üç seçim üst üste seçmen desteğini artırdı.

Pazar günü yapılan son seçimde Ilımlılar’ın oylarını geçerek ülkenin merkezin sağındaki en büyük partisi haline geldi.

Siyaset bilimci Johan Martinsson bu sonuçların İsveç tarihinde önemli bir “dönüm noktası” olduğunu düşünüyor.

Partinin bu başarısı, ister istemez, siyaset sahnesinin gölgelerinden en yukarılara tırmanırken ideolojisini ne ölçüde değiştirdiği konusunda da ateşli tartışmalara yol açtı.

SD’nin liderliğini 2005 yılında devralan ve halen sürdüren Jimmie Akesson, 10 yıl önce ırkçılık ve aşırı görüşlere karşı “sıfır tolerans” politikası izleyeceklerini açıklamış; hatta 2015 yılında partinin bütün bir gençlik teşkilatını aşırı sağ ile ilişkileri nedeniyle görevden almıştı.

Parti ayrıca kendi imajında da kapsamlı değişiklikler yaptı. Örneğin alevlerden oluşan sembolünün yerine çok daha masum görünüşlü bir çiçek getirdi ve “İsveç İsveçlilerin kalmalı” sloganından vazgeçti.

‘Naziler tarafından kurulmuş bir partiyle sorunumuz var’

Fakat bu değişiklikler, partinin İsveç’in azınlık toplumları açısından bir tehdit oluşturduğunu söyleyenleri tatmin etmedi.

Yakınlarda SD’yi bir televizyon mülakatında eleştirdikten sonra bizzat Yahudi düşmanı tacize hedef olan, İsveç Anti-Semitizmle Mücadele Komisyonu başkanı Willie Silberstein kaygılarını şöyle özetliyor:

“Komisyonumuz Naziler tarafından kurulmuş olan partileri sorunlu buluyor. Bu herhangi bir görüş değil, bir gerçeğin ifadesidir. Eğer bir parti Nazi oldukları için dışlanması gereken insanlarla tıka basa doluysa, o partide bir sorun vardır.”

Silberstein, geçen ay İsveçli bir araştırma grubu olan Acta Publice tarafından yayınlanan bir rapora atıfta bulunuyor.

Raporda ülkenin en büyük partilerinden toplam 289 politikacının ırkçı, hatta Nazizme ait görüşler savunduğu kaydedilmiş, bunların 214’ünün yani büyük bir kısmının da SD üyesi oldukları belirtilmişti.

Silberstein “İsveç politikasında büyük etkileri olması ihtimali beni korkutuyor. Sadece Yahudi azınlığı değil genel olarak bütün göçmenleri korkutuyor” diyor.

Bütün imaj değiştirme hamlelerine rağmen SD üyelerinin, hatta zaman zaman seçilmiş partililerin tweetleri ve sosyal medya paylaşımları parti için sorun yaratmaya devam ediyor.

Seçim kampanyasının en hararetli günlerinde İsveç Demokratları Partisi’nin sözcüsü, 26 yaşındaki Tobian Andersson Twitter’da Stockholm metrosunu parti renkleriyle boyanmış olarak gösteren bir fotoğraf paylaştı ve “Ülkeye iade ekspresine hoş geldiniz. İşte tek yön biletiniz. Bundan sonraki durak Kâbil” yazdı.

Bazı İsveçli yorumcular paylaşımı eleştirdilerse de Akesson özür dilemeyi reddetti ve aslında partinin seçim afişlerini incitici bulanlarla dalga geçmek amacıyla böyle bir tweet attığını söyledi.

Parti genel olarak ırkçılık eleştirilerini reddediyor. SD’nin gençlik hareketinin genel başkan yardımcısı 21 yaşındaki Emil Eneblad “Bütün bunlar ben doğmadan önceymiş” diyor:

“Seçimde bizi kötü şeylerle suçlayanlar oldu. Bundan 30 yıl önce partide karanlık insanlar bulunmasının bizim bugünkü seçimlerde duruşumuzu etkilediğini düşünmüyorum.”

Eneblad partinin hafta sonundaki seçimlerde gençler arasındaki desteğini iki misline çıkardığını iddia ediyor. Bunun sebebinin de partinin özellikle üç konuya, güvenlik, iş imkanları ve göçmenler konularına odaklanması olduğunu söylüyor.

Siyaset bilimci Johan Martinsson göçmenlerle ilgili tartışmaların uzun süredir alttan alta kabardığını düşünüyor; İsveç’in son birkaç yıldır dünyada nüfusa oranla en çok ilticacı kabul eden ülke olduğuna işaret ediyor.

Martinsson, göçle ilgili gelişmeler ve şiddete başvurulan suçlarda artış olduğu algısının, yıllardır bu konuları öne çıkarmakla kalmayıp, ikisinin birbiriyle bağlantılı olduğunu da savunan İsveç Demokratları Partisi’ne verilen desteğin artışını açıklayabileceğini söylüyor.

Yoruma kapalı.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku